Davulcu ve gitarist yıllar önce birbirlerini görmüşlerdir en son. Birbirlerinden habersiz, yıllar sonra tekrar aynı grubun elemanları tarafından çağırılırlar. Prova öncesi ilk kez stüdyonun kapısında karşılaşırlar.
Davulcu: Vay, sen de buradasın?
Gitarist: Senin olduğunu bilseydim gelmezdim.
D: Hala da orospu çocuğusun yani?
(Güler ve sarılırlar)
D: E, madem okul bitiyor, son bir şov mu yapacağız?
G: Bilmem, öyle mi yapacağız?
D: Sen yaşlanmışsın gerçi.
G: Sen kendine bak ulan, dinazor.
D: Göreceğiz birazdan, senin o yavşak soloların ne alemde?
G: Senin atamadığın dört dörtlükler kadar idare ediyor işte.
D: Hadi be ordan.
G: E hadi, çalacak mıyız, yoksa evli çiftler gibi davranmaya devam mı edeceğiz?
D: Hadi çalalım.
G: Eskisi gibi?
D: Eskisi gibi. Güzel günlerdi lan düşününce...
Karanlıktan gelen bir ses, gölgelerden yansıyan bir karanlık sadece buradaki, o kadar...
Salı, Mayıs 08, 2012
Perşembe, Mayıs 03, 2012
It's Just A Shot Away
"It's in the shelter of each other that the people live," and "if I don't get some shelter, yeah, I'm gonna fade away." (:
Right Mate
Sometimes i turn back and ask; "why me?"
But then I ask even a deeper question; "why not me?"
Why should I be immune to the lessons life has to offer? I think life is all about how you let the bad days change you.
But then I ask even a deeper question; "why not me?"
Why should I be immune to the lessons life has to offer? I think life is all about how you let the bad days change you.
Çarşamba, Mayıs 02, 2012
Çarşamba, Nisan 25, 2012
Yalancı Yalancı
"Birlikte olamayız" dedi kadın.
"Neden?" diye sordum.
"Çünkü sen gideceksin ve ben kalacağım, geride kalmak beni çok üzüyor" dedi.
Yalan söylemek konusunda tam bir amatördü ama ne değişirdi ki? Bu bana söylenen ilk yalan değildi, çok da doğal olarak.
"Biliyorum ve bu beni çok üzüyor" dedim.
Bense yalan söylemek konusunda tam bir profesyoneldim, en azından o an için.
"Neden?" diye sordum.
"Çünkü sen gideceksin ve ben kalacağım, geride kalmak beni çok üzüyor" dedi.
Yalan söylemek konusunda tam bir amatördü ama ne değişirdi ki? Bu bana söylenen ilk yalan değildi, çok da doğal olarak.
"Biliyorum ve bu beni çok üzüyor" dedim.
Bense yalan söylemek konusunda tam bir profesyoneldim, en azından o an için.
Cumartesi, Nisan 21, 2012
Small Talk
-Ne yani? Yoksa yorulur mu oldun artık?
-Yorulan vücudum değil, inan bana.
-Ben de vücudunu kast etmemiştim zaten.
-Bak hayatım, yapıyor olduğumuz şeyi yapıyor olmak için bu konuşmayı yapıyor olmamıza gerek yok, biliyorsun değil mi?
-Yorulan vücudum değil, inan bana.
-Ben de vücudunu kast etmemiştim zaten.
-Bak hayatım, yapıyor olduğumuz şeyi yapıyor olmak için bu konuşmayı yapıyor olmamıza gerek yok, biliyorsun değil mi?
Salı, Nisan 17, 2012
I Got You Babe
Melbourne, Şangay, Okinawa,Yeni Delhi, Bangkok, Mexico City, Buenos Aires, Antananarivo, Beyrut, Moskova, Kişinev, San Fransisco, Londra, Dublin, Belfast, Edinburgh, Portsmouth, Berlin, Paris... Saymak istesem daha bir sürü sayabilirim sanırım.
Sonuç olarak göçebe olmak son zamanlarda yaşananlardan daha kötü olamaz değil mi? Şu konuşmayı hatırlıyorum da;
-Sence ne yapmalıyım Cenk? Durmalı ve tekrar denemeli miyim? Yoksa kaçmalı mıyım?
-Yanlış adama soruyorsun.
-Ne için?
-Uzun süredir hayatımın yarısı bir şeylerden kaçmakla ve öteki yarısı da bir sonraki kaçışımı planlamakla geçiyor.
-Doğru diyorsun.
Bazen sadece gitmek istersiniz, durmak bugüne dek bir boka yaramamış olduğu için. Bazen insanın yenildiğini kabul etmesi gerekir. Gerçekten bunun için özür dilerim.
Tam olarak bunları düşünür ve yazarken arkada şu şarkı çalıyordu;
(İçinde bulunduğumuz durum ve söylediklerim açısından ne ironik. Bana sanki yüzyıllar önce yaşanmış olan yakın geçmişi hatırlatıyor. Her neyse, bardağımı doldurun.)
Sonuç olarak göçebe olmak son zamanlarda yaşananlardan daha kötü olamaz değil mi? Şu konuşmayı hatırlıyorum da;
-Sence ne yapmalıyım Cenk? Durmalı ve tekrar denemeli miyim? Yoksa kaçmalı mıyım?
-Yanlış adama soruyorsun.
-Ne için?
-Uzun süredir hayatımın yarısı bir şeylerden kaçmakla ve öteki yarısı da bir sonraki kaçışımı planlamakla geçiyor.
-Doğru diyorsun.
Bazen sadece gitmek istersiniz, durmak bugüne dek bir boka yaramamış olduğu için. Bazen insanın yenildiğini kabul etmesi gerekir. Gerçekten bunun için özür dilerim.
Tam olarak bunları düşünür ve yazarken arkada şu şarkı çalıyordu;
(İçinde bulunduğumuz durum ve söylediklerim açısından ne ironik. Bana sanki yüzyıllar önce yaşanmış olan yakın geçmişi hatırlatıyor. Her neyse, bardağımı doldurun.)
Curse
-What do you see?
-Everything... And that is my curse.
-But you don't see what you're looking for.
-Everything... And that is my curse.
-But you don't see what you're looking for.
Perşembe, Nisan 12, 2012
Saints Row Trolling
*The airplane scene*
-...Never, never you French scum! Never!
-Well, then you'll die. And by the way, I'm Belgian.
-So what? Go make yourself a waffle then.
-...Never, never you French scum! Never!
-Well, then you'll die. And by the way, I'm Belgian.
-So what? Go make yourself a waffle then.
Do Tell Teller
"Einstein der ki; 'herhangi bir yüksek zekalı aptal her şeyi olduğundan daha büyük, daha karmaşık ve daha şiddetli hale getirebilir. Ama bunun tersi olan yöne gitmek için bir parça deha ve çokça cesaret gerekir.' Şimdi fark ediyorum da benim bir parça deham ve cesaretim çok geç geliyor, çok da az. Ve korkarım ki bizler için bunun tersi bir yön artık var olmayabilir."
Salı, Nisan 10, 2012
The Wicked Witch
Lion: I'd be brave as a blizzard!
Tin Man: I'd be gentle as a lizard!
Scarecrow: I'd be clever as a gizzard!
Dorothy: If the wizard is a wizard who will serve...
Scarecrow: Then I'm sure to get a brain...
Tin Man: A heart!
Dorothy: A home!
Lion: The nerve!
Tin Man: I'd be gentle as a lizard!
Scarecrow: I'd be clever as a gizzard!
Dorothy: If the wizard is a wizard who will serve...
Scarecrow: Then I'm sure to get a brain...
Tin Man: A heart!
Dorothy: A home!
Lion: The nerve!
Pazartesi, Nisan 09, 2012
2 Men Kissing? Hell,no.
-Why man why?
-Exactly, exactly!
-Why?!
-You tell me why. Why must two men be confined to handshakes and hugs? What happens when that's not enough?
-You come out of the closet. What?!
-You're such a fine man but you're so damn limited.
-It's a burden, but I cope.
2 Men kissing? Yeah I'm limited.
-Exactly, exactly!
-Why?!
-You tell me why. Why must two men be confined to handshakes and hugs? What happens when that's not enough?
-You come out of the closet. What?!
-You're such a fine man but you're so damn limited.
-It's a burden, but I cope.
2 Men kissing? Yeah I'm limited.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)